Çarşamba, Ekim 26, 2005

Daha iyi bir namaz ve hayat


From: A...@gmail.com
Date: Wed, Oct 26 2005 8:24 pm


Ramazan'ın son haftasına girdiğimiz şu mubârek gecede daha iyi bir namaz ve daha iyi bir hayat için iki ipucu vereyim.

Namazı iyileştirmek için bu gece daha iyi rükû ile başlayalım. Rükû halinde iken ne dediğimiz çok önemli değil, zihnimizi bir tek düşünceye odaklayalım:
Yüce Rabbimi çok seviyorum
Bugün başımıza gelen olumsuzluklar, insanların birbirine yaptığı zulümler, hayatın bütün siyahlıkları silinip gidecek.

Çünkü ben namazda O'nun önüde eğiliyorum,
ve O'nu çok seviyorum, O ne yaptıysa iyi yaptı.

Teslimiyet bu düşüncede gizli. Çok değil her rükûda 3-5 saniye. İlk denemede bunun çok zor olduğunu hayretle göreceksiniz. Çünkü zihin denetimi üzerinde hiç çalışmadık. Israrla tekrar ederseniz, iki gün sonunda istenilen seviyeye ulaşacaksınız.

Muhtemelen bu aşırı pasif, kaderci yaklaşımın hayatı nasıl iyileştirdiği sorusu var aklınızda. Hayır, bu sadece teslimiyet. Bizim dışımızda başımıza gelenlere razı olma bilinci.

Kendimiz için olan ipucu biraz daha zor:
Yaptığım iş bir sanattır
Hepimiz bu düşünceye alışıp, işimizi sanat olarak icra edeceğiz. Kendi adıma, yarınki dersimi bir tiyatro sanatçısı gibi vermeliyim. Fırıncı ustası da Somuncu Baba kalitesinde iş yapmalı. Bilgisayarcının yazdığı program, ev hanımının yaptığı yemek hep sanat eseri gibi hazırlanmalı, ortaya birinci sınıf işler çıkmalı. Kendimize saygımız artacak ve daha değerli bir kişi olacağız.

Hepsi rükûdaki üç saniyelik bir düşünce ile başlayacak.

--


From: A...@gmail.com
Date: Thurs, Oct 27 2005 9:28 pm


Dünkü "rükuda zihin denetimi" ipucunu beş vakit uyguladıysanız, benim gibi şunları gözlemişsinizdir:

* zihin denetimi çok zor, 3 saniye yoğunlaşmak bile zor
* "rükuda düşüneyim" derken rükuya kadar unutuyorum
* namazdaki hareketlerim meğer istemli değilmiş, otomatik
* geçişleri istemli yapmak için her eğilişte bu şuur şart:
Alemlerin Rabbi önünde eğiliyorum
... ve yüce Rabbimi çok seviyorum


Bir günlük küçük bir gayret bile namazıma renk kattı Artık birileri kovalıyor gibi alel-acele bir namaz değil, her hareketi istemli ve bir ölçüde şuurlu hâle girdi.

Peki, zihin denetimi ile hayat kalitesinin ilgisi ne? Günlük işimizi de otomatiğe bağlamışız, çoğu zaman namazdaki istemsiz ve şuursuz rükular gibi yapıyoruz.

Şuurlu bir eğilme nasıl bütün namazın anlamını değiştiriyorsa, işimizi bir sanat gibi yapmak da
hayatımızın niteliğini yükseltecektir.
Yaptığım iş bir sanattır
... ve işimi çok seviyorum


--


From: L...@gmail.com
Date: Fri, Oct 28 2005 11:06 pm


> Şuurlu bir eğilme nasıl bütün namazın anlamını değiştiriyorsa,

Bu konuda kulağıma küpe olan ve Tesnim'in tâ ilk kurulduğu günlerde -yani bundan yaklaşık bir yıl öncesinde- geçen bir hadis yorumunu tekrar gün ışığına çıkarmak istiyorum.
Geçen yıl 18 Kasım günü şu hadis-i şerifi okumuştuk:

kelimetân
habîbetân iler-rahmân
hafîfetân 'alel-lîsân
saqîletân fil-mîzân
subhânallâhi vebihamdihî
subhânallâhil-'azîm


iki söz:
Rahmân'a sevgili
dile hafif
terazide ağır
subhânallâhi vebihamdihî subhânallâhil-'azîm


Hocamız, o gün şunu yazmıştı gruba:

"Bu iki sözün tercümesi ise mümkün değil:
"Hamd ile Allah'ı tesbih, Yüce Allah'ı tesbih"
şeklinde anlam verebiliriz, aynı kelimeleri kullanarak."


Sonra da şöyle bir öneri getirmişti:

"Durduğumuz yerde tesbih alışkanlığı (çoğunlukla) olmadığı için, bu iki
sözü ezberleyip (arada bir) namazlarda rukû halinde okumanızı tavsiye
ediyorum."


Bu tavsiyeyi o günden beri hep aklımda tutuyorum. Evet, rükuda genelde bize öğretilen ve okuduğumuz tesbih: subhâne rabbiyel-'azîm. Hep aynı tesbihi okumak yerine biraz ezberimizi bozup, hadislerde tavsiye edilen diğer tesbihleri söylesek, öyle hissediyorum ki, bunun da rükuda şuuru artırmada etkisi olabilir. Kanıksama ya da "ülfet kesbedip söylediklerimizi hissedememe" hastalığımıza bir nebze iyi gelebilir.

Selamlarımla