From: C...@gmail.com
Date: Dec 8, 2004 2:44 PM
Ne güzel bir duâ:
"İlâhî!
Hamdini sözüme sertâc ettim,
zikrini kalbime mi'râc ettim,
kitâbını kendime minhâc ettim.
Ben yoktum vâr ettin,
varlığından haberdâr ettin,
aşkınla gönlümü bîkarar ettin.
İnayetine sığındım, kapına geldim,
hidayetine sığındım, lûtfuna geldim,
kulluk edemedim, affına geldim.
Şasırtma beni, doğruyu söylet,
neş'eni duyur, hakikati öğret.
Sen duyurmazsan ben duyamam,
Sen söyletmezsen ben söyleyemem,
Sen sevdirmezsen ben sevemem.
Sevdir bize hep sevdiklerini,
Yerdir bize hep yerdiklerini,
Yâr et bize erdirdiklerini.
Sevdin habibini, kâinata sevdirdin.
Sevdin de hil'at-i risâleti giydirdin.
Makam-ı İbrahim'den Makam-ı Mahmûd'a erdirdin.
Server-i asfiyâ kıldın.
Hâtem-i enbiyâ kıldın.
Muhammed Mustafa kıldın.
Salât-u selâm ona,
onun âl-u ashâb-u etbâına, yâ Rab!"
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır
--
From: L...@gmail.com
Date: Thurs, Dec 9 2004 4:56 pm
Bu duayı bizlerle paylaşan arkadaşımıza çok teşekkürler ediyorum.
Müsaade eder misiniz, buradaki birkaç cümleye biraz daha yakından bakalım...
> Ilâhî! Hamdini sözüme sertâc ettim
Sertâc, yani baş tacı...
Aklıma hemen yenilerde öğrendiğim bir hadis-i şerif geliyor: "Efdalud-du'a el-hamdu lillâh".
Kitab'ımız da öyle başlamıyor mu, zaten.
> zikrini kalbime mi'râc ettim
Mi'râc etmek, yani yükseltmek... Dil ile zikretmek kolay ama esas maharet onu kalbe yükseltmekte... Çünkü Allah-u âlem,
"Bir kez Allah dîse aşk ile lisân
Dökülür cümle günah misl-i hazân"
> kitabını kendime minhac ettim
Yolum Kitab'ındır.
"Minhac" kelimesi için Maide, 5:48'deki kullanıma işaret ederim.
> Ben yoktum vâr ettin
Mevlânâ'dan bilir misiniz, şu mısraları:
"Evvelce biz yok idik, varlık lezzetin tattık,
Uhrevî alemlerden dünyaya adım attık."
> varlığından haberdâr ettin, aşkınla gönlümü bîkarar ettin.
Yine Mevlana'dan:
"Aşk odu evvel düşer ma'şuka, andan aşıka
Şem'i gör ki, yanmadan yandırmadı pervaneyi"
> İnayetine sığındım, kapına geldim,
> hidayetine sığındım, lûtfuna geldim,
> kulluk edemedim afvına geldim.
Gideceğimiz tek merci O...
> Yâr et bize erdirdiklerini.
Kalpler de ancak O'nun elinde...
> Makam-i İbrahim'den Makam-i Mahmud'a erdirdin.
Makam-ı İbrahim için bakınız 2:125 ve 3:97.
Makam-ı Mahmud için bakınız 17:79.
> Serveri asfiyâ kıldın. Hatemi Enbiyâ kıldın.
Benim daha iyi anladığım kelimelerle "safların ve temizlenmişlerin başı" ve "nebilerin sonu" kıldın.
> Muhammed Mustafa kıldın.
Rasulullah (SAV)'in isimlerinin anlamlarını da tekrar hatırlayalım isterim. "Muhammed" yani övülmüş; "Mustafa", yani "seçilmiş ve seçkin". Salât ü selâm, en güzel selam ve ikramlar, saygılar ve hürmetler ona, onun ailesine, sohbet arkadaşlarına, onu görmekle şereflenenlere, ona tabi olanlara...
Ne güzel bir dua...
--
From: UM...@gmail.com
Date: Tues, Dec 13 2005 5:58 am
Güzel duayı ve aynı güzellikteki açıklamasını yeni inceleme fırsatım oldu, ve kendi dualarımdaki en büyük eksikliği gördüm. İlk satır ve açıklaması! Ben dualarıma (ezbere yaptıklarım hariç) hep Peygamber Efendimize (SAV) salâvat getirerek başlardım, hamdü senâyı genelde ortalarda yapardım. Şükretmenin bile bir şükür sebebi olduğunu unutarak...
Ayrıca, Muhammed ve Mustafa isimlerinin anlamlarını da bilmiyordum. Çok güzelmiş. Peygamber Efendimizin bir ismi de Ahmed: "... İsmi semâda Ahmed, yerde Muhammed olan ..." Naat-ı Şerifinden aklımda gelen. Ahmed isminin anlamı nedir?
> aşkınla gönlümü bîkarar ettin
satırını da açıklayabilir misiniz? Bîkarar, karasız demek ama gönlün
Tek Gerçek Aşk karşısında kararsız olması ne ola ki? Bilakis, tersi gerekmez mi? Bîkarar kelimesinin başka anlamını bulamadım tdk.org.tr'de.
> İnayetine sığındım, kapına geldim,
> hidayetine sığındım, lûtfuna geldim,
> kulluk edemedim, affına geldim.
Bu satırlarda (gizlenmiş) değişik bir nokta
> Lütuf: Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik, yardım, ihsan, inayet, atıfet (yine
tdk.org.tr)
Yani, dua içinde dua.
--
From: AI...@gmail.com
Date: Tues, Dec 13 2005 8:40 pm
> Peygamber Efendimizin bir ismi de Ahmed...Ahmed isminin anlamı nedir?
Önce Kur'ân-ı Kerîm'den bir ayet:
Saff-6:
Hani, Meryem oğlu İsa, "Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah'ın size, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim" demişti. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirince, "Bu, apaçık bir sihirdir" dediler. ...ve...Elmalılı Tefsirinden birkaç alıntı:
Burada Ahmed isminin özel bir isim olması da, mânâsı da kasdedilmiş olabilir. Yani adı son derece övgüye layık ve pek güzel demek de olabilir. Zira Hz. İsa'nın müjdelemekle emredildiği Hz. Peygamber (s.a.v)'in bir ismi de Ahmed'dir. Onun Muhammed ismi de Ahmed ismi gibi, aynı hamd maddesinden olarak en güzel ve övülecek ismidir. Mamafih burada Ahmed isminin bizzat kendisinin kasdedilmiş olması daha doğrudur. Nitekim İmam Mâlik, Buhârî, Müslim, Darimî, Tirmizî ve Nesaî Cübeyr b. Mut'im (r.a.)'den şöyle rivayet etmişlerdir. Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: "Benim çeşitli isimlerim vardır. Ben Muhammed'im, ben Ahmed'im, ben toplayıcıyım, insanlar benim ayaklarım üzere toplanacaklardır. Ben mahvediciyim ki, Allah benimle küfrü mahvedecektir. Ve ben sonuncuyum."
Ahmed lafzının övülmekte üstünlük mânâsına kullanıldığı da bilinmektedir. Şayet hamidiyyetten olursa bu durumda "en fazla hamd eden", mahmudiyyetten olursa o zaman da mânâsı, "en ziyade hamd ve medhedilen" demektir. İsim olması durumunda da bu anlamların birinden nakledilerek o isimle çağırılan zât kasdedilmekdedir.
--