Yokluktan Yakınlığa
From: A...@gmail.com
Date: Thurs, Jan 5 2006 1:16 pm
Var olmanın şükrü gerekiyor, öncelikle.
Bütün varlıklardan pek azına can verilmiş
Canlı olmanın şükrü gerekiyor.
Bütün canlılardan pek azına hareket verilmiş
Hareketli olmanın şükrü gerekiyor.
Bütün hareketlilerden pek azına akıl ve şuur verilmiş
İnsan olmanın şükrü gerekiyor.
Bütün insanlardan pek azı secde edebiliyor
Namaz kılıp secde edebilmenin şükrü gerekiyor.
Varlığımız, canımız, hareketimiz, şuurumuz secdede yoğunlaşmış.
Hepsi O'na daha yakın olmak için, yakınlığı hissetmek için.
secde et ve yaklaş
İnsana iki emir: Secde et ve yaklaş!
İnsana iki lütuf: Secde et ve yaklaş!
--
From: AI...@gmail.com
Date: Thurs, Jan 5 2006 7:48 pm
> Bütün insanlardan pek azı secde edebiliyor.
Secde edebilmek bu dünyada, gerçekten o kadar büyük bir nîmet ki...çok şükür biz secde etmeye alıştığımız için bize kolay geliyor...lâkin hiç secde nedir bilmeyen bir insan için, yüzünü yere koymak !!! Ne kadar zor bir iş !!! Bütün o kibri, gururu, enaniyeti kırmak ve yüzünü toprağa sürmek !!!
Dünyada secde edenlerle alay edenler, dalga geçenler, onları küçük görenler...Kıyamet gününde alay edip durdukları secdeye kapanmak için can atacaklar...ama nâfile...iş işten geçti artık...Bütün müminler Kıyamet gününde, Rablerinin huzurunda secdeye giderken, diğerleri değil secdeye kapanmak, kımıldayamayacaklar bile yerlerinden...zillet içinde...utanç ve korku içinde öylece kalıverecekler...Allah hepimizi secde edenlerden eylesin...hem burada...hem de orada...
Qalem-42, 43:O gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler. Fakat güç yetiremezler. Gözleri düşük bir halde kendilerini bir zillet kaplar. Oysa onlar sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı.
Hamdi Yazır çok güzel tefsir etmiş yukarıdaki iki âyeti:
"Ne başlarını kaldırabilecekler, ne bellerini eğebilecekler; belleri kazık kesilmiş, gözleri korku ve saygıyla dolu, işarete bile güçleri yetmiyecek şekilde düşkün, kendilerini bir zelillik saracak da saracak. Oysa vaktiyle dünyada başları esenlikte iken o secdeye çağrılıyorlardı. İsteyerek secde etmeleri ve boyun eğmeleri kendilerine teklif olunuyordu da onu kabul etmiyorlardı, o esenliğin kıymetini bilmiyorlar, gönül hoşluğu ve istekleriyle secdeye yanaşmıyorlar, Allah'a boyun eğmenin mükâfatına, neticede bunun tadına inanmıyorlar, suçluları müslümanlardan akıllı sayıyorlardı. İşte o vakit başlarında bu dert yok iken gönül hoşluğu ile yapmadıkları o secdeye bugün ister istemez can atacaklar ama, kımıldanmaya güçleri kalmıyacak, gittikçe büyüyen bir düşkünlük de hiçbir şey elde edememiş, kahrolmuş olacaklar."
Bu âyetlerin detaylı tefsiri için:
http://www.kuranikerim.com/telmalili/kalem.htm
<< Ana Sayfa