Hevâ Nedir?
Gönderen: A...@gmail.com
Tarih: Cuma 11 Ağustos 2006 09:29
veemmâ men hâfe maqâme rabbihî
79:40 kim de Rabbinin makamından korkup
venehen-nefse 'anil-hevâ
kendini hevâdan alıkoymuşsa
feinnel-cennete hiyel-me-vâ
79:41 varacağı yer şüphesiz Cennet'tir.
Rabbinin makamı nedir? Hevâ nedir?
Neden ikisi çelişir durumda?
--
Gönderen: F...@gmail.com
Tarih: Cuma 11 Ağustos 2006 15:06
Heva hakkında iddiasız ve düzeltmeye muhtaç bir kaç söz...
Ayet-i Kerimede geçtiği gibi "heva-i nefs", nefsin, benliğin hevası.
Herkesin ayrı ayrı istekleri, arzuları vardır. "İstemek/arzu etmek/yönelmek" denen şey, benliğimizin özünde yani nefsimizde ortaya çıkar ve hayatımızı, eylemlerimizi şekillendirir.
Muhakkak ki isteklerin önemli bir kısmı hayati zaruretlerdir, yine önemli bir kısmı hayati zaruretler ile ilişkilidir ve pekçoğu niyet farkı ile sevaba/hayra dönüşür.
Fakat hevanın coşmuş hali, isteğin/arzunun pervasızca, hiçbir kural tanımadan hedefine yönelmiş hali (dikkat edilirse, bu noktada nefis ya da insan özgürce kendisini gerçekleştiriyor gibi görünür) aslında bütün kuralları reddetmektedir. İsteğine ulaşmak için bütün meşru zeminlerin dışına çıksa da önemli değil, meşruiyet isteğin içinde zaten mevcuttur. İstek artık ilah olmuştur.
Mücahedenin pasif bileşeni;
Her güzel şey muhakkak ki bir mücahede ile elde edilir, hatta insanın yapabileceği her şeyi yapmadan muradına eremeyeceği ifade edilir arifler tarafından.
Fakat bu düzeni kuran Allahü Teala'dır ve bu düzen özü itibarı ile temiz ve doğru olmalıdır, insanın O'nun emir ve nehiylerine riayet etmesi halinde gideceği yer cennet olmalıdır.
Bu durumda insanın yanlış yapmaması halinde, yani bu düzeni bozmaması, isteğine göre davranmaması halinde, insan fıtratındaki müsbet enerjilerin hayata hakim olması ve onu doğru yola ulaştırması beklenir.
Nitekim yukarıdaki ayet-i kerime de bu pasif durumu ifade etmektedir;
İstek ve ruh yanyana, biri zayıflayınca diğeri güçleniyor.
İsteği azaltmanın en önemli aracı ise "oruç". Fakat "nefsin bineğindir, ona dostça muamele et" diyor Peygamber efendimiz, çünkü istekle elde edilen pekçok şey zaruri ve faydalı. Bu tavsiyenin muhatabı da isteğin iplerini tamamen eline almış bahtiyar olsa gerek.
Sen çıkınca aradan,
Kalır seni Yaradan.
Demiş büyükler.
--
Gönderen: A...@gmail.com
Tarih: Ptesi 14 Ağustos 2006 09:01
Nefsin hevâsına uymanın yeni adı özgürlük.
> İstek artık ilah olmuştur.
Yani insan, hevâsını tanrılaştırmıştır.
> Nitekim yukarıdaki ayet-i kerime de bu pasif durumu ifade etmektedir
Önceki üç ayete bakınca, bu duruma (pasif olmakla birlikte) hiç de kolay erişilmediğini görüyoruz. Çünkü süslü ve çekici dünyayı bırakıp da taşlı yoldaki ahireti seçmek zor bir tercih.
feemmâ men tagâ
79:37 kim azgınlık etmişse
veâserel-hayâted-dunyâ
38. ve dünya hayatını seçmişse
feinnel-cahîme hiyel-me-vâ
39. varacağı yer şüphesiz Cehennem'dir.
veemmâ men hâfe maqâme rabbihî
40. kim de Rabbinin makamından korkup
venehen-nefse 'anil-hevâ
nefsini hevâdan alıkoymuşsa
feinnel-cennete hiyel-me-vâ
41. varacağı yer şüphesiz Cennet'tir.
Ayetteki önemli bir nokta, havf kelimesi ile anlatılan korkunun
Rabbimizden değil, makamından olması. Allah korkulacak değil
sevilecek ve sakınılacak Rab'dir. "Allah korkusu" olarak dilimize
yerleşmiş kavram havf değil takva'dır.
Rabbimizin korkulacak makamı ise, elbette yalnız ve topluca çıkılacak hesap günüdür.
> "nefsin bineğindir, ona dostça muamele et"
Bu güzel söz, nefse hâkim olmak adına ona aşırı eziyet etmenin
yanlış olduğunu hatırlatıyor. Burada gene itidal, dengeli davranış
söz konusu. Ne batının ifratı ile mutlak hürriyet, ne de doğunun
tefriti ile mutlak eziyet nefsin layığı değil. Nefsin meşru istekleri
karşılanmalı ki, o da bizi varacağımız yere ulaştırsın.
--
<< Ana Sayfa