Cuma, Eylül 01, 2006

Şirk ve Şükür

Gönderen: A...@gmail.com
Tarih: Cuma 1 Eylül 2006 08:26


Lokman suresi, ders alınacak hikmetlerle dolu.
Belki de bu nedenle "Lokman Hekim" denmiş.
Hekim değil de hakîm olacak, hikmetli.

Allah Lokman'a hikmet vermiş:
uşkur lillâh
31:12 Allah'a şükret
vemen yeşkur feinnemâ yeşkuru linefsih
şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur.
vemen kefere feinnallâhe ganiyyun hamîd
nankörlük eden ise, (bilsin ki) Allah Ganidir, Hamiddir.

Süleyman'ın Şükür ve Küfür kıyasına ne kadar da benziyor.

Lokman da oğluna öğüt veriyor:

lâ tuşrik billâh
31:13 Allah'a eş koşma
inneş-şirke lezulmun 'azîm
doğrusu şirk büyük zulümdür.

Şirk, küfür, zulüm: kapsamı dardan genişe üç daire.
Acaba her hareketimizle bunlardan uzak mıyız?
Başkaları bir yana, nefsimize zulmü terk ettik mi?
Şirki ve küfrü bırakıp şükür dairesine giriyor muyuz?

--

Gönderen: F...@gmail.com
Tarih: Cuma 1 Eylül 2006 10:40


Şükür eden nimeti vereni görüyor, tanıyor ve kabul ediyor; nimeti verene olan teşekkürünü ve duygularını ifade ediyor; böylece nimeti veren ile şükreden arasında bir bağ kuruluyor. Nimeti verenin bu nimetten muhakkak ki bir muradı var; kendisini tanıtmak ve sevdirmek. Nimete şükreden ise nimeti verenin muradını anlıyor ve şükrederek onu tanıyor ve seviyor.

Şükür aslında imanın bir türevi; canlı, yaşayan, hayat ile içiçe, yediğimiz, içtiğimiz, kazandığımız, harcadığımız ve belkide öğrendiğimiz şeyler içinde bize bunları vereni görmek, ve nimetleri verenin niyetine iştirak ederek, verdiği nimetler içinde onu tanımak ve sevmek.

Küfür nimeti vereni görmemek, şirk ise bir adım daha ileri giderek başka ilahları nimeti veren olarak kabul etmektir. Sayısız nimetler ile dolu olan alem, şükür sayesinde kul ile Rabbi arasında yaşayan, güçlü bir bağ olacak iken, müşrik tarafından bütün nimetler başka ilahlara atfedilerek tamamen amacının dışına çıkıyor, müşrik ile sahte ilahı arasında yalancı bir bağa dönüşüyor.

Şükür imandır, küfür iman sebeplerini/nimetleri kabul etmemektir, şirk sahte nimet verenler ve sahte ilahlar icad etmektir.

--

Gönderen: A...@gmail.com
Tarih: Pazar 17 Eylül 2006 18:33


> Şükür eden nimeti vereni görüyor, tanıyor ve kabul ediyor;
> nimeti verene olan teşekkürünü ve duygularını ifade ediyor;

Oruç ibadeti de şükrün en önemli anahtarıdır.
Bolluk içindeyken hakiki şükrü nasıl tadalım?
Oruç bize yapay bir yokluk/açlık yaşatıyor ki
iftar zamanı kısa bir süre nimetleri hissedelim.

> Şükür imandır, küfür iman sebeplerini/nimetleri kabul etmemektir.

Bu nedenle şükürsüzlük ve inançsızlık Kuran dilinde aynıdır.

Sebe suresinde iki topluma verilen şükür tavsiyesini okuyoruz.

Önce Davud ve ailesine:
34:13 i'melû âle dâvûde şukrâ
Ey Davud ailesi, şükürle iş yapın!
veqalîlun min 'ibâdiyeş-şekûr
Kullarımdan şükredenler pek azdır.

Sonra da Sebe halkına:
34:15 kulû min rizqi rabbikum veşkurû leh
Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin
beldetun tayyibetun verabbun gafûr
İşte hoş bir şehir ve bağışlayan bir Rab

Anlaşılan o ki, şükretmek hiç de kolay değilmiş.
Yaklaşan Ramazan bize şükür kapıları açsın.