Cuma, Eylül 29, 2006

"Rabbim Benimledir"

Gönderen: A...@gmail.com
Date: Fri, Sep 29, 2006 at 10:04 PM


"Hayır; Rabbim benimledir, bana elbette yol gösterecektir."

Bu söz kimin, hangi ayette, bize ne öğretiyor?

Benzeri bir sözü son nebi (salat ve selam ona) ne zaman, nerede ve kime söylemiş?

İki olayın benzerliği nasıl?

--

Gönderen: BT...@gmail.com.
Date: Sat, Sep 30, 2006 at 7:51 PM


Şuara Suresi 62.ayetinde Hz.Musa kavmiyle birlikte Nil nehrine geldiğinde, arkalarından onları takip eden, Firavun ve askerlerinin onlara yaklaşması üzerine; kendi kavminin teleşa kapılıp; "Eyvah yakalandık! " demeleri üzerine, Hz.Musa bu sözü söylemiş:

Mûsâ, "Hayır!, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir" dedi.

Mustafa İslamoğlunun Cuma suresinin tefsirinde (428/1-17.dk) geçen çok hoşuma giden bir ifadesi vardı. İslamın hayata damgasını vurduğundan ve yeryüzündeki herşeyin; dağın, taşın,kurdun,kuşun,ağacların; yörüngeleri etrafında dolaşan ayın, güneşin, yıldızların... doğal müslüman olduğunu söyledikten sonra sohbeti şu şekilde devam ediyordu;

"...Musa'nın kamçısının önünde yarılan deniz aslında din kardeşiydi. Şuurlu müslümanın başı sıkışınca, Allah şuursuz müslümanı yardıma koşturdu. İbrahime serin olan ateş din kardeşiydi. Şuurlu müslüman "Bittim Ya Rabbi!" dediğinde şuursuz müslüman olan ateş; -çünkü onun yasasını kanununu Allah koydu- İbrahime serin ve selamet olur..."

--------

Gönderen: S...@gmail.com
Date: Sun, Oct 1, 2006 at 7:23 AM


> Benzeri bir sözü son nebi (salat ve selam ona)
> ne zaman, nerede ve kime söylemiş?

> İki olayın benzerliği nasıl?

Peygamberimiz (salat ve selam ona) ve Hz. Ebu-Bekr Sevr Mağrasının içindeyken Hz. Ebu-Bekr yakalanıp Peygamberimizin (salat ve selam ona) öldürülmesinden endişe ediyordu. Burada dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan bir tanesi endişe ettiği şeyin kendisiyle alakalı olmadığı. Bu Peygamberimize (salat ve selam ona) olan büyük sevgisinin en güzel göstergelerinden bir tanesi bence.

Hz. Ebu-Bekr bu endişesini dile getirince Peygamberimiz (salat ve selam ona) onu şu sözlerle rahatlatmaya çalışıyor:

"Mahzun olma. Allah bizimledir. Ey Ebu-Bekr!"

Bu olayla ilgili olarak Kuran-ı Kerim de geçen bir de ayet var:

"Eger siz (Allah Resulu) ne yardım etmezseniz (mühim değil) muhakkak ki Allah, ona yardım etmiştir: Hani vaktiyle kafirler onu iki kişinin biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları (hicretine sebep oldukları) zaman (Ebu-Bekr'le) ikisi (Sevr Dağında) mağarada iken, arkadaşına. "Üzülme, Allah bizimle beraberdir" diyordu. (İşte o zaman) Allah, o(na yardım etti ve arkadaşının kalbi)ne huzur ve güven indirdi. O'nu görmediğiniz askerlerle kuvvetlendirdi. Böylece inkar edenlerin sözünü (davasını) en aşağı kıldı. Allah'ın (tevhid) kelimesi ise, o çok yücedir. Allah mutlak galiptir, eşsiz hüküm ve hikmet sahibidir."
Tevbe Suresi 40. Ayet

Şuara Suresi 62. Ayettinde de belirtildiği gibi bu cümlenin daha önce Hz. Musa tarafından kullanılmış olduğu belirtilmişti. Bence bu iki olayda şöyle bir benzerlik var. Her ikisinde de hicret etmek durumunda kalan bir peygamber var ve her ikisinde de bu peygamberin yanında iman etmiş kişiler var. Hz. Musa'nın olayında daha kalabalık bir grup, Peygamberimizin (salat ve selam ona) olayında sadece bir kişi. Her iki olayda da iman etmemiş olan bir grup peygamberleri kovalamakta.

Kaynaklar:
Kuran-ı Kerim ve Acıklamalı Meali (Hasan Tahsin Feyizli)
İslamiyetin Doğuşu ve Peygamberimiz Hz. Muhammed'in Hayatı, Sayfa: 125, Mustafa Ekrem Özdebir

--

Gönderen: A...@gmail.com
Date: Mon, Oct 2, 2006 at 5:23 PM


Cevapların ikisi de çok güzeldi, birbirini tamamladı.

> Her ikisinde de hicret etmek durumunda kalan bir peygamber var
> ve her ikisinde de bu peygamberin yanında iman etmiş kişiler var.

Her ikisinde de sıkıntı anında Rabbine tevekkül edip O'na güvenen peygamberin iman gücü vurgulanıyor.

> yeryüzündeki herşeyin ... doğal müslüman olduğunu

Herşeyin doğal davranış kanunlarına uygun davranması olarak anlıyorum. Ancak ilahi emirle bu kanunlar geçici olarak alışılmış davranışı göstermeyebilir:

O'nun emriyle ateş yakmaz, su boğmaz.
O'nun emriyle demir kesmez, taş ezmez.

Buradaki incelik, istisnaların "O'nun emriyle" olmasında.
Kul olarak biz "ateş yakmasın" diyerek ateşe atlamayız.
Çünkü ateşin müslümanlığı, doğal davranışı, yakmaktır.
Suyunki boğmak, demirinki kesmek, taşınki ezmektir.

Ancak onların Rabbi dilerse ateş yakmaz, su boğmaz, demir kesmez, taş ezmez.

--

Gönderen: S...@gmail.com
Date: Tue, Oct 3, 2006 at 7:30 AM


Ateşin yakmamasi, suyun boğmaması, demirin kesmemesi ya da taşın ezmemesi... Bunların hepsi mucize olarak adlandırılıyor. Elbette ki bu mucizelere inanıyoruz ve hepsinin ilahi emirle gerçekleştiğini biliyoruz.

Yalnız bugüne kadar yaşadığım bazı olaylarda gözlemlediğim bir şey var. Sanki pek çoğumuz hayatlarımızda bunlar kadar belirgin olmasa da bazı mucize benzeri olayların olması beklentisi icindeyiz. Bu tür şeylerin olması sanki bizleri rahatlatacak.

Oysa ben "doğal müslümanlık" ın beklenti içinde olduğumuz mucizelerin örnekleri olmasının hayatımız açısından çok daha sağlıklı olduğuna inanıyorum.

Güneşin her sabah doğuyor olması onu nasıl mucizevi bir olay olmaktan çıkarır. Ya da her bahar çiçeklerin açması. Ya da bir bebeğin acıktığını farkettiğinde ağlamaya başlaması. Bunlar her zaman olduğu için mucizevi olmaktan çıkacaklar mı yani?
Biz onların olmasına alıştığımız için artık o mucizeleri görmezden mi geleceğiz?

Bence hayatlarımızda doğalın dışında olan mucizeleri beklemektense doğal olan bu mucizeleri kaçırmadan her an onların şükürleri ile yaşamak çok daha huzur verici.

--

Gönderen: A...@gmail.com
Date: Wed, Oct 4, 2006 at 4:36 AM


> Güneşin her sabah doğuyor olması onu nasıl mucizevi bir olay
> olmaktan çıkarır. Ya da her bahar çiçeklerin açması. Ya da bir
> bebeğin acıktığını farkettiğinde ağlamaya başlaması.

Ya da bebeğin kendisi, doğumu, beslenmesi.
Havadan ve sudan üretilen yiyeceklerimiz.
Otun süt, sütün yoğurt, unun ekmek olması.
Biyolojik düzen, iç huzuru, toplum düzeni.
Herbiri kendi başına hayret veren olaylar.

> hayatlarımızda doğalın dışında olan mucizeleri beklemektense
> doğal olan bu mucizeleri kaçırmadan her an onların şükürleri
> ile yaşamak çok daha huzur verici.

Küçük bir çocuğun alışmamış gözleri ile görüp hayrete düşmek.
Dualarının sonu da ...

--
Gönderen: Z...@gmail.com
Date: Thu, Oct 5, 2006 at 2:20 PM


Belki de "Rabbim, saskinligimi, hayretimi ve ilmimi artir" (20:114) diye dua edip O`ndan istemedigimizdendir dogalin disinda mucizeler bekleyip dogal olani kacirmak:

http://www.yenisafak.com/arsiv/2001/kasim/17/dcundioglu.html

http://www.yenisafak.com/arsiv/2005/agustos/28/dcundioglu.html