Yedi Uyarıcı Peygamber
Gönderen: A...@gmail.com
Tarih: Ctesi 2 Eylül 2006 14:14
"Siz her yüksek yere koca bir anıt kurup, boş şeylerle mi uğraşırsınız?"
Bu söz kimin, hangi ayette, bize ne öğretiyor?
--
Gönderen: FK...@gmail.com
Tarih: Ptesi 4 Eylül 2006 14:40
Bu soz Hud aleyhisselama ait. Şuara suresi 128. ayette geciyor. Şuara şairler demek. Bu sure Kuranin Allah kelami oldugunu inkar eden müşrikleri uyarmak için indirilmiş. Bunun için önce Musa, Ibrahim, Nuh, Hud, Şuayb ve Salih peygamberlerin kıssaları zikredilmiş. Ortak olarak şunu söyleyebiliriz. Ne zaman Cenab-ı Hak insanlara elçi gönderse ve onları azaptan kurtarmak için, ve inkar durumunda da azabın hak olması için (Biz hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik. Bu bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz. Şuara 208-209) uyarsa bu uyarının vahiy ürünü olmadığı iddia edilmiştir. İsbat için peygamberlerden mucize göstermeleri istenmiştir. Ancak gelen mucizeler karşısında da kafir küfründen dönmemiştir ve sonrasında gelen ve sonsuza dek sürecek olan azabı haketmiştir.
Bir sonraki ayeti de buraya alayım:
İçlerinde ebedi yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz? (Şuara, 129)
Bu iki ayet de surede geçen diğer ayetler gibi insanlari dar ufuklardan kurtarmak ve baki olana eriştirmek için bir uyarı niteliğini taşıyor.
--
Gönderen: A...@gmail.com
Tarih: Ctesi 9 Eylül 2006 09:16
> Musa, Ibrahim, Nuh, Hud, Şuayb ve Salih peygamberlerin kıssaları
Kuran'da en çok anlatılan yedi uyarıcı bunlar, zaman sırası ile:
1. Nuh, bilinen ilk uyarıcı
2. Hud, Âd kavmine
3. Salih, Semud kavmine
4. Lut, İbrahim'in yeğeni
5. Şuayb, Musa'nın kayınpederi
Musa ile İsa arasındaki yahudi nebilerin uyarıcı niteliği vurgulanmamış.
> gelen mucizeler karşısında da kafir küfründen dönmemiştir
Aksine örnekler de var: Yunus kavmi ve Firavun'un büyücüleri gibi.
> dar ufuklardan kurtarmak ve baki olana eriştirmek için bir uyarı
... ve hepsi aynı mesajı getiriyor:
Rabbiniz bir, ölümden sonra hesap var.
--
Gönderen: FK...@gmail.com
Tarih: Salı 12 Eylül 2006 06:12
2:6 innellezîne keferû sevâun aleyhim... la yu-minûn
inkar edenleri, uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Benzer bir ayet Yasin suresinde de geçiyor. (36:10)
Kafir, inkarcı ve müşrik kavramlarını biraz daha açabilir miyiz?
Bu kelimeler Kitabımızda kimler için ne şekilde kullanılmış?
--
Gönderen: A...@gmail.com
Tarih: Ctesi 16 Eylül 2006 08:10
Önemli bir konu olduğu için biraz düşünüp araştırmak gerekti.
Kısa cevap: Bize ne? Herkes kendinden sorumlu, biz iman dairesinde kalıp iyi işler yapabildiysek, ne mutlu bize. Başkasının günahından, zulmünden, inkarından, şirkinden bize ne?
Uzun cevap: Saf suresinde dört adet kötü sıfat sayılmış:
fâsık, zâlim, kâfir, müşrik.
Bu dört sıfat, dıştan içe daralan, içiçe daireler gibi.
Yani şirk, aynı zamanda küfürdür, zulümdür, günahdır.
Bunların ilk ikisi amellere yönelik:
fâsık: günah işleyen
zâlim: zulmeden
Örnek olarak, rüşvet veren kişi bu ameli ile günah işler, fâsık olur.
Rüşvet alan ise hem fâsık, hem zalimdir.
Kendi başına içki içen kişi fâsıktır. Sarhoş olup etrafa zarar verince fısktan çıkmadan, zulüm dairesine girer.
Fâsık ve zâlim, işlediği fısk veya zulüm ile bir inanç zaafı gösterse de, diliyle inkar etmedikçe, iman dairesinden çıkmış sayılmıyor. Yani, ilk iki sıfat inanca yönelik değil.
Son iki sıfat ise inançsızlığın dışa yansıması:
kâfir: inkar eden, örten, nankör
müşrik: Allah'a eş, ortak koşan
Şirk hariç hepsinin affı mümkün, yeter ki tevbe etsin, dönsün.
Şirkten imana dönmenin örnekleri de az değil.
Dön, dön, ne olursan ol (gene) dön
Kafir, mecusi, putperest olsan da dön
Dergahımız umutsuzluk dergahı değil
Yüz kere tövbeni bozsan da (gene) dön
tûbû ilallâhi tevbeten nasûhâ
66:8 Nasûh tevbe ile Allah'a dönün
Kuran'da inkar-küfür ayrımını bulamadım.
--
Gönderen: FK...@gmail.com
Tarih: Ctesi 16 Eylül 2006 08:11
Yusuf suresinde şu şekilde geçiyor:
12:108 De ki: "İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah'a çağırırız. Allah'ın şanı yücedir. Ben Allah'a ortak koşanlardan değilim."
Peygamber Efendimize hitaben söyleniyor.
"bilerek": ala basîratin, görerek çağırıyor yani.
Sonrasında da şöyle geçiyor:
vemâ ene minel-muşrikîn
Ben müşriklerden değilim.
Bunun tefsirlerinden biri: Gördüm ve bildim ve teslim oldum. Görüp de nankörlük etmedim. Müşrik olmadım. Buradan yola çıkarak bir sohbette müşrik - kafir ayrımı üzerinde durulmuştu. Ben de aklımda kaldığı kadarıyla naklettim.
--
<< Ana Sayfa