Çarşamba, Aralık 22, 2010

Hayat ilginç bir sınav


From: Ö...@gmail.com
Date: Tue, Dec 21, 2010

Bu hafta “sınav” konusunu işleyeceğiz. Dikkatimi çeken bir şey var: Hepimiz sürekli bir sınavdayız ama çok esnek bir sınav. Herkesin soruları farklı. Gelişmeler yeni sorular doğuruyor. Sınavın süresi de herkes için farklı. Kimine 1 gün kimine 100 yıl. Belirli sınav düzeneği görünürde yok. Ancak herkesin “oturduğu masa veya sırası” çok geniş. Bir ömür içerisinde hareket kabiliyetinizin olduğu her noktaya kadar. Soruların formatı da çok farklı. Açık uçlu, test, fikir alma verme, doğrudan seçme vb. gibi hayat içerisinde karşınıza çıkacak bir çok durumda soru var. Çok daha ilginç olan, soruların cevaplarını sadece söyleyerek veya yazarak değil davranışlar sergileyerek veriyorsunuz. Bir soruya doğru bir davranış göstermiş olmanız bir sonraki soruda doğru sonuç doğuracağı anlamına da gelmiyor. Yani siz bulduğunuz cevabı uygularken bile diğer bir soru gelebiliyor. Her gelen soruya bir cevap vermek ve hepsininde doğru bildiğiniz davranışını aynı anda paralel götürmek durumundasınız. Başka bir enterasan sonuç ise cevapların süresiz olması. Yani eğer koşullarda ve ortamda bir değişiklik olmaz ise doğru cevabı sınav süresince muhafaza etmek zorundasınız. Aradan geçen yıllar sizi doğru cevabı uygulamaktan alıkoymuyor. Çünkü sınavın formatı öyle. Sana sorulan soru seni bir ömür boyu bağlıyor. Bu bildiğimiz sınav gibi. Orada da sınavdan çıkmadan cevapları muhafaza etmek zorundasınız. Eğer değiştirirseniz sonuçta doğru olan birşeyi yanlış yapar puan kaybedersiniz. Sınavın sonucunda alınacak ödüller de çok farklı. Hayatta bir sınav biter gider. Burada ise sınav bitince başka bir sınav yoktur. Sonuçlar açıklanıp başarı sağlandığından artık yeni sorular gelmiyor. Hep mükafat hep mükafat. Mükafat sonsuza kadar geçerli oluyor.

29:2 İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik"
demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?




From: T...@gmail.com
Date: Wed, Dec 22, 2010

Bu güzel bir benzetme oldu gerçekten, bana da ilham verdi yazdıkların.
Bu sınav sisteminin başka ilginç özellikleri de var. Sınav esnasında doğru cevabı (davranışı, kararı...) bulmak için yardım alabiliyoruz, Kitap'tan ve Rehber'den yararlanabiliyoruz. Etrafta çok sayıda hoca ve asistan da (istersek) bize yardım edebiliyor. Sınavı Hazırlayan bize doğru "cevap" için epeyce ipucu veriyor, kolaylıklar sağlıyor, yani sınavı geçmemiz için mümkün olan herşeyi yapıyor. Hatta "Benden yardım isteyin, size yardım edeceğim" diyor. Çoğu zaman sınavdaki diğerlerinden de yardım almamız, soruların cevabını birlikte bulmamız ve gereğini yapmamız mümkün oluyor. Ama sonunda herkes kendi cevap defterini teslim edecek ve kendi notunu alacak.

Bir yandan da sınavda bizi yanıltmak, aklımızı çelmek, yanlış cevabı seçmemizi sağlamak için uğraşanlar var, bazen bize yardım etmek istiyormuş gibi görünüyorlar. Dersimizi çalışmak yerine haylazlık yapmaya sevk etmeye çalışıyorlar. Sınavı geçmek için daha çok vaktimiz olduğuna, karşımıza iyi bir sonuç almak için daha nice fırsatlar çıkacağına bizi inandırmaya çalışıyorlar. Oysa bazen sınavın çok erken aşamasında sınıftan çıkarılanları görüyoruz, önceden haber de verilmiyor, onların niye ve nasıl seçildiklerini, neden sınıftan çıkarıldıklarını bilmiyoruz, ama bizim de her an onlar gibi soruların cevabını tam verme fırsatı bulmadan deftere o ana kadar yazdığımızla yetinip sınavdan çıkarılabileceğimizi biliyoruz.

Sınavı hazırlayan bize bir de garanti vermiş: "Yapamayacağınız soru çıkmayacak" diyor, gerçekten bazı "sorular" çok zor ve ağır görünüyor. Herkese aynı zorlukta soru çıkmıyor ama herkese yapabileceği ağırlıkta soru çıkacağı garanti edilmiş.

Hergün sınavı bitirip "sınıf"tan çıkanlara şahit oluyoruz, sonucun ne olduğunu, geçip geçmediklerini bilmiyoruz.

Öte yandan bu sınavın gerçekliğine inanmayanlar var, herşeyin bir tesadüfi kurgu olduğunu, soruların rastgele çıktığını, cevapların önemli olmadığını, doğru ve yanlış cevabın göreceli olduğunu iddia ediyorlar. Sınıftan çıkanların sınav sonuçlarının ilan edilmediğini, hatta hiçbirinden artık haber alamadığımızı söyleyip "boşverin bu sınav kaygısını, gelin bu kısa ve belirsiz sürenin tadını çıkaralım, canımızın istediğini yapalım, bizi bağlayan kayıt-kural olmasın" diyorlar. Sınavın gerçek olduğuna, ölçme ve değerlendirmenin bir gün mutlaka yapılacağına, geçenlerin mükafatlandırılıp, kalanların cezalandırılacağına inanmamamızı, bunların eskilerin kuruntuları olduğunu söylüyorlar.

Oysa Kitap ve Rehbere göre sınavda başarılı olmanın şartları belirlenmiş, sınavın gerçekliğine, Kitap ve Rehberlerin doğruluğuna inanmamız, ölçme ve değerlendirme gününün mutlaka geleceğini kabul etmemiz ve tüm bunların gereğini yapmamız ("sorulara" doğru "cevapları" bulmak için çabalamamız) gerekiyor.

Rabbim bu dünya sınavının sonuçlarını bildirdiği Hesap Gününde, sadece geçer not alarak değil yüksek bir notla başarılı olup, rızasına nail olan seçilmiş adaylar arasına bizleri de katsın inşaAllah.